Şanlıurfa halkının arasına girin... Seçimlerle ilgili düşüncelerini sorun... 29 Mart’ta yapılacak seçimlerde kim, kiminle ne için yarışıyor? Adaylar kim? diye sorular sorun.
Genelde alacağınız cevap şöyle olur : Bir yanda Ahmet Fakıbaba, diğer yanda 7 Milletvekili..
Yani AK Partinin adayı Mehmet Oymak seçimlere 48 gün kala gündemde yok..
Peki bu kimin işine yarıyor?
Bunun araştırmasını yapmak da kolay.. Belediye Başkanı Ahmet Fakıbaba ve kurmayları ısrarla bir konunun üzerinde durdular.. Kazan kaynamaya başladı. Mühim olan bu kazanı 29 Mart akşamına kadar kaynatmak. Ateşi kesinlikle söndürmeden kaynatmak.
Bu süreçte özellikle ilk raund yani 17 Şubat’a kadar olan süre çok önemliydi. Çünkü çok uzun bir süreydi. Ancak kazan öyle bir kaynıyorki.. Bazen Ahmet Fakıbaba ancak çoğunluktada rakipleri kazanın altına sürekli odun atıyorlar. Her gelen milletvekili kaynayan kazana odun atıyor. Bağımsız Milletvekili Seydi Eyüpoğlu’da yanan ateşin altına uçak benzini döktü.. Malumunuz. Yakıt içersinde en etkilisi uçak yakıtıdır.
17 Şubat’da her iki Partide İl Genel ve Belediye Meclisi adaylarını açıklayacaklar. Bu süreç ister istemez 3-4 gün Urfa’nın gündeminde kalacak ve asıl o zaman zor ve uzun maratonun en önemli virajlarına da girilmiş olacak.
Elbette Başbakan Erdoğan’da Şanlıurfa’ya gelecek. Öncelikle sürekli odun atılarak kaynayan kazana bakacak. Bu kazanı söndürmek için çaba sarfedecek. Kısmen etkili de olacak. Ama kazan yine kaynamaya devam edecek.
Açıkça olayın özeti şudur.. 4 Haziran 2007’de inanılmaz bir Milletvekili listesi. Büyük tepki.. Ancak 22 Temmuz’da tam tersi bir durum. İşte birçok kişinin yanılgısı işte bu tarih ve ortaya çıkan rakamlardan kaynaklanmaktadır.
Direnç kırılmıyor.
Artarak devam ediyor. Direncin kırılmadığını görmenin yolu birazda Belediye ve İl Genel Meclisi adayı olmak isteyenlere bakarak görmek mümkün. Saadet Partisi sır gibi sakladığı İl Genel ve Belediye Meclisine müracaat eden bazı kişileri tanıyorum. Şanlıurfa’nın her kesimi tarafından bilinen çok etkin isimler.. Şayet listeye girerlerse ve bu isimler 17 Şubat itibariyle açıklanırsa direncin neden kırılmadığını görmek mümkün. Şu unutulmamalı. Bu devirde büyük bir çoğunluk yanlış ata oynamama adına gayet bilinçli ve akıllı.
Bir yanda Ahmet Fakıbaba.. Diğer yanda kimi zaman o meşhur ceket.. Bazen 7 Milletvekili..Bu nedenle ateş sönmüyor.. Direnç kırılmıyor..
29 Mart seçimlerini bir başka açıdan irdelersek karşımıza yine ilginç veriler çıkıyor. 1984 ile 2004 seçimlerine kadar kazanan aday ve Partilere bakın. Şehrin dinamikleri, etkin kişileri farklı aday üzerinde birleşirken özellikle Yenişehir ve Bahçelievler’in dışındaki tüm Mahallelerden gelen oylar farklı oluyordu. Sandıklar açıldığında etkin gibi görünenler, arkalarında genelde İktidar desteği de olmasına rağmen tabir yerindeyse paket oluyordu..
Ama şimdi durum böylemi? Eyyübiyeside, Bahçelievleride, Yakubiye, Şıhmaksut, Süleymaniyede, Yenişehir’ide genelde ortak bir noktada.. Hepsinin tepkisi aşağı-yukarı aynı.. İşte dirençin kırılmamasının ardında yatan en büyük etken sanırım bu durum..
Peki şimdiden 29 Mart’ın falına bakarsak ne söyleyebiliriz?
Bariz hatalar devam ettiği sürece bu etkileşme artarak devam edecek çıkan sonuç gerçekten çok ilginç olacak. Sosyoloğlar başta olmak üzere yerli ve yabancı Medya kuruluşları Şanlıurfa’ya gelerek bu durumu irdelemeye çalışacaklar..
ŞANLIURFA’DA YENİ BİR DÖNEM
Peki son 1 haftadır Şanlıurfa’da meydana gelişen olaylardan siz ne çıkarıyorsunuz? Milletvekili Ramazan Başak olayına bir bakıverin. Milletvekili Ramazan Başak Emniyet’e gidiyor. Bir yakınının ruhsatsız silahını almak isterken Emniyette inanılmaz bir tartışma meydana geliyor. İşin ilginç yanı tüm bu gelişmeler olayı soruşturan Savcı Beyin gözü önünde meydana geliyor. Milletvekili Ramazan Başak o sırada Savcı Beyin varlığından habersiz. Milletvekili Ramazan Başak’ın bu durumu ilk olarak hizmet.com`un internet sitesinde yer alıyor. Ardından birçok Sitede ve Yaygın Basında. Başak beni telefonla aradı. “Ömer Bey. Olay kesinlikle böyle değil”dedi. Aynı akşam Güneydoğu TV’nin ana haber bültenine katılarak iddiaları yalanladı. Ancak bir gün sonra ne oldu?
Şanlıurfa Barosu olayı yakın takibe aldı. Cumhuriyet Savcılığıyla görüştü. Haberi teyit etti. Resmi yazılı açıklama yaptı. Şanlıurfa Barosu bana göre bu bültenle geçmişiyle, geleceğiyle varlığını kamuoyuna da ispatlamış oldu. Cumhuriyet Savcılığı, Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü hatta Valilik bu gerçeğin üzerini kapatmadı.
Harran’daki Sit alanı gelişmeleri sivil toplum kuruluşlarının tümünün gündeminde. Bugün saat 11’de Ticaret ve Sanayi Odasında bir araya gelerek ortak bir açıklama yaptılar. Bu da Şanlıurfa’da belki de ilk kez oluyor.
Ardından Milletvekili Emin Önen’le ilgili ortaklık olayı.. Kamuoyu bir anda bu konu üzerinde fikir beyan etmeye başladı.
Tüm bunlar neden ve nasıl kaynaklanıyor? Daha önemlisi Şanlıurfa Medyası gördüğü , duyduğu bu haberleri nasıl oluyorda haber yapıyor?
Şanlıurfa’da bir gelenek vardı.. “Duymamışam.. Görmemişem.. Bilmiyem..”
Şimdi Sivil toplum kuruluşlarından, Medyaya alayı ortak bir çizgide.. Muhatap kim olursa olsun son 10 gündür herkes duyuyor, görüyor, biliyor ve bunu kamuoyuna yansıtıyor..
Bu durum Şanlıurfa’da beyaz bir sayfanın açılımıdır.
Bu durum Şanlıurfa’da Halk hareketinin haykırışıdır.
Bu durumun anlamı şudur. “Bugüne kadar kim ne yaptıysa yanına kalıyordu. Ama artık kalmayacak”
Peki muhataplar ne yapmalı?
Yapacakları tek şey bu yeni dönemle birlikte önce dürüst olmalılar. Bundan sonra bir şey yaptıklarında hiçbir şeyin gizli kalmayacağını çok iyi bilmeliler..
Gerek Şanlıurfa’dan, gerekse Şanlıurfa dışından Ankara, İzmir, İstanbul gibi İl’lerde yaşayan Şanlıurfa’lılar bizi arayarak aynen şöyle diyor : “Yoğun iş ortamımız olsada her gün Şanlıurfa’daki Sitelere girmek boynumuzun borcu oldu. Urfa’daki gelişmeleri hayretle takip ediyoruz. Bu değişime gerçekten dışarıdan da akıl-sır erdiremiyoruz”diyorlar.
Bu süreç önemli bir süreçtir. Bu süreç şahsımızı direkt ilgilendirmiyor. Urfalı bugün bir şeyler yapabilirse, Medya, Sivil toplum kuruluşları görevlerini yapabilirse yarının Urfa’sında hepimizin çocukları için çok hayırlı çalışma yapmış olacağız. Hepimiz çocuklarımız için yaşadığımıza göre herkes üzerine düşen görevi yapmak zorundadır. Kimse eğilmeden, bükülmeden tavrını net bir şekilde koyabilmelidir.
Küçük hesaplar yapanlara duyurulur… Bu süreç ya yaşanabilir bir Urfa özlemidir, ya da işin içinden daha da çıkılmaz bir Urfa özlemidir. Karar sizin…