Ömer KAPAKLI

Tarih: 18.01.2010 10:56

DEMOKRASİDE KRALLIK

Facebook Twitter Linked-in

İl Genel Meclisinde bir arkadaşımız söz alıyor.. “Tartışılan konu hakkında ben de görüşümü belirtmeliyim. Bu konuda biraz tecrübeliyim. Tam 5 dönemdir İl Genel Meclisi Üyeliğinde bulunuyorum” diyor. 5 dönem dediğiniz 20 artı 1 yıl.. Yani görev süresi bittiğinde 25 yılı geride bırakacak.Bu durumu büyük bir maharetmiş gibi anlatmaya çalışıyor. Ama suç adamda değil, her dönem kendisine Listede yer veren Partilerde..


Hadi İl Genel Meclisini geçtik.. Aynı durum Şanlıurfa Belediyesinde yokmu? İçlerinde yanılmıyorsam 15 yıldır Belediye Meclis Üyeliği yapan birden fazla arkadaşımız görev yapıyor.


 İki dönem Belediye Başkanlığı yapan Ahmet Bahçıvan üçünçü kez de aday olmadımı? Mevcut Başkan Ahmet Eşref Fakıbaba’nın da ikinci dönemi. Görev süresi bittiğinde üçünçü kez aday olmayacağı ne malum? Kendisi “3.kez aday olmayacağım”demesine rağmen..


Çok sayğı duyduğum gerçekten Urfa’nın Abisi konumunda olan eski Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Demirkol’a ne demeli?Her defasında “Bu benim son Oda başkanlığım”diyordu. Ancak Yönetim toplantısından sonra “Arkadaşlarım benim aday olmamı uygun gördüler”diyordu.


 Son seçimde koltuğunu mevcut Başkan Sabri Ertekin’e bırakmak durumunda kaldı. Şimdi soruyorum size. Herkesin çok sayğı duyduğu hepimizin Ağabeyi İsmail Demirkol noktayı böyle mi koymalıydı? Son seçimde kaybedeceğini bile bile aday olması kendi açısından da talihsizlik olmadımı?


 Gazete arşivlerine göz atıyorum.


1980’li yılların sonunda halen görevde bulunan Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ahmet Akbıyık’ın ismini görüyorum. 1990’lı yıllarda da, 2000’li yıllarda da Ahmet Akbıyık’ın ismi Gazete arşivlerinde.. Yıl 2010 yine çok sayğı duyduğumuz Ahmet Akbıyık yine Oda Başkanlığına aday..


 Örneğin Terziler Odası Başkanı Numan Tuğbay’ı, Şoförler Odası Başkanlığına geçen hafta seçilen Mansur Özdemir’i ve daha birçok ismi saymıyorum bile..


Hiçbirinin o makama layık olmadığını söylemiyorum. Bilakis bu memleket için çok büyük hizmetlerde de bulundular..


 Ancak gerçeği belirtmek gerekirse yaptıkları Demokraside Krallıktır..


Adamların önce çocukları görevlerine göz dikmişlerdi. Çocuklarıda kendi görevleriyle beraber yaşlandı.. Birçok oda Başkanının Torunları “Bu görev benim hakkım”demeye başladılar.


 Bir insan 25 yıl, 30 yıl aynı görevi nasıl yapabilir? Yapsa ne kadar başarılı olabilir?


Her defasında Sivil Toplum Kuruluşları diyoruz. Şehrin en önemli dinamikleri diyoruz. Her konuda Sivil Toplum kuruluşlarının fikir beyan etmelerini öneriyoruz.


25, 30 yıl aynı görevde kalan bir Başkanın refleksi ne kadar olabilir? Bir sonraki seçimi düşündüğü için radikal görüş ortaya koyabilirmi?


Koyamaz. Bu nedenle Şanlıurfa’da Sivil Toplum örgütlerinin gücü yok denecek kadar az.


 

Yaptıkları açıklamalar etkisiz.


Kan değişimi hiçbir Odada yapılmıyor. Kim hangi göreve geliyorsa babasının tapulu malı gibi o mevkide kalmak için her türlü tavizi veriyor.


Bir Oda Başkanımla bunu konuşurken “Rahmetli Babamım tavsiyesi üzerine görevimi sürdürüyorum” diyordu.


 Peki bu yazıyı yazan ben bu konuda ne düşünüyorum?


Yazdığım kitapta da açıkça yazmıştım. İl Genel Meclisinin ilk toplantısında da görüşümü açıkça dile getirmiştim. “5 yıllık görev sürem sonrası tekrar İl Genel Meclisine aday olmayacağım…”


 Bu görüşe sahip olduğum için belki 5 yıllık görev süremde başarılı olabilirim. Doğru düşündüğüm her konuda açıklama yapabilirim. Bir dahaki dönemi düşünen birinin objektif değerlendirme şansı olacağını asla düşünmüyorum.


Örneğin mevcut Şanlıurfaspor Yönetim Kuruluna sözü getireyim. Orada da aktif Yöneticiyim. Ancak her fırsatta arkadaşlarımızla bu konuyu görüşüyoruz. “Biz 3 yıllığına seçildik. 3 yıl içersinde bu Takımı Bank Asyaya çıkaramazsak mutlak surette görevimiz sona erdiğinde bir daha aday olmamalıyız. Bu başarıyı gerçekleştirecek yeni heyecanlar yaratmalıyız. Bu işi daha iyi yapabileceklerin önünü açmalıyız


İsterseniz orada onlarca yıl kalabilirsiniz. Ancak işin sonunu görmek gerekiyor. Bugünkü heyecanı 5 yıl sonra da yapabilecekmisiniz? Bütün mesele bu..


AK Parti tüzüğünde en beğendiğim konulardan biri şu : “Partiden aday olan ve Milletvekili seçilenler en fazla 3 dönem bu görevi yapabilir


 Yani Parti tüzüğünde en fazla 3 dönem Vekilliğe aday olabiliyorsunuz. Her fırsatta Başbakan Erdoğan bu nedenle “2011 yılında son kez AK Partiden adayım”diyor. Bence çok doğru bir karar.


 Siyasette bile en fazla 15 yıllık bir süreç belirlenirken Oda Başkanları, Belediye ve İl Genel Meclis üyeleri 20 yıl, 30 yıl görev yapıyorlar?


 Göreve yeni seçilen Oda Başkanları tüzüklerine göre 2 ya da 4 yıl daha görev yapacaklar. Bir dahaki seçimlerde umarım bu yazının da etkisiyle seçimlerden önce Basına açıklama yaparlar. “Bizden bu kadar. Bir daha aday olmuyoruz. Gençlerimizin önünü açmalıyız”demelidir.


Bu durumun Şanlıurfa’nın önünün tıkanmasındaki en büyük sorunlardan biri olarak görüyorum.


 Herhangi bir yere gelen, oraya yerleşen bu tür mevzular geçtiğinde “Kardeşim bırakmasına bırakayım da benden sonra kim gelecek? Bu kadar emek verdiğimiz bu makam kötü kişilerin eline geçerse”diyorlar.


 Kardeşim sen hele bir bırak. Elbet namuslu, dürüst birileri o göreve talip olur. En kötü senaryodan diyelimki kötü emelli kişilerin eline geçti. Onlar zaten sen istesende o makamlarda yıllarca görev yapamaz. Atama yaptırmazlar.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —