SON DAKİKA
“TAKV”
08 Nisan 2010 - Perşembe 19:32
Ahmet SARRAOĞLU

Takvâ kelimesi sözlüklerde “ İnsanın ibadet ve güzel işler yaparak kendisine acı verecek durumlardan korunması “ şeklinde tarif edilir  .Seyyid Şerif El-Cürcâni  , Et-Tarifât isimli terimler sözlüğünde takvânın “ Allah’a itaat ederek o’nun vereceği cezalardan korunmak ; insanın kendisini , yaptığı ve yapmadığı şeyler  yüzünden müstahak olacağı ukubattan yine Allah’a itaat ederek koruması anlamına geldiğini belirtir .Aynı âlimin kaydettiği diğer bazı tariflere göre takvâ , “ Kulun mâsivadan sakınmasıdır ; dinin edep ve erkanına saygılı olmaktır ; insanı Allah’tan uzaklaştıran her şeyden uzak durmaktır ; nefsâni hazları terk etmek  yasaklardan uzak durmaktır; gönlünde Allah’tan başka hiçbir şey görmemendir; kendini hiçbir kimseden daha iyi diye düşünmemendir ; Allah’tan başka her şeyi terk etmektir ; sözde ve davranışta Hz.Peygamber’e  uymaktır “ Fahreddin Er-Râzi , Bakara suresinin 196.âyetini tefsir ederken , takvâ için “ Bütün dini ve ahlâki ödevleri yerine getirme , din ve ahlâkın sakıncalı bulduğu tutum ve davranışlardan  da kaçınma “ anlamını içeren bir tanım yapmıştır .Tanınmış mutasavvıf  Ebû Talip El-Mekki ‘nin tarifi ise daha kısa fakat oldukça kapsamlıdır : “ Takvâ bütün iyilikleri kapsayan bir isimdir “ ( Kutu’l- Kulûb, 1, 196 )  

 

                                           Kur’an-i Kerim’de , âhiret inancının yoğun olarak işlendiği ilk zamanlarda inen âyetlerde takvâ , Allahın şiddetli azabına karşı siper vazifesi görecek olan korku ve kaygı şuurunu ve bu şuurun bir sonucu olarak Allah’ın buyruklarına uyup yasakladığı şeylerden titizlikle kaçınmayı ifade eder . Ancak zamanla , İslâm cemaatinin hem sayı hem de keyfiyet bakımından gelişmesine paralel olarak takvâ kavramının içeriğinin de geliştiği ve zenginleştiği görülür .  

 

Bakara suresinin Hac ile ilgili 197.âyetinde bazı kötülükler ahlâki olmayan davranışlar sıralandıktan sonra mutlak olarak iyiliğin önemi vurgulanmakta , ardından da genel olarak kötülükleri terk edip iyilikler yapmaya şâmil bir kavram olarak tâkvanın önemi ifade edilmektedir .Burada takvanın önemi ifade edilmektedir .Burada takvânın “ en hayırlı azık “ şeklinde nitelendirilmesi onun dini ve ahlâki hayat için vazgeçilmezliğine işaret eder .Yine Bakara suresinde ( 2 / 237 ) takvânın bağışlama ve feragati de kapsayan geniş ahlâki içeriğine işaret edilmiştir .Maide suresinin 8. âyetinde takvâ , adaleti de içine alan yüksek bir fazilet olarak gösterilir .Sosyal hayatın düzeni için adaletin gerekliliği göz önüne alınacak olursa , bu âyete göre takvânın , artık sadece ferdi ve vicdani fazilet değil , aynı zamanda toplumsal düzenin de bir gereği olduğu ortaya çıkar .

 

 

Takvânın bu sosyal foksuyonu , Hucurât suresinin 13. âyetinde evrensel boyutta ele alınmıştır Burada Allah’ın bütün insanları bir erkekle bir kadından  ( Âdem ile Havvâ ) yarattığı ; birbiriyle ( üstünlük ve soyluluk yarışına girişmek , sürtüşmek ve çatışmak için değil ) tanışıp bilişmek için onları halklara ve kabilelere ayırdığı ifade edildikten sonra “ Allah nezdinde sizin en şerefliniz , takvâda en ileri olanınızdır “buyrulmuştur .Kanaatimizce insanlığın eşitliği ve evrensel barışçılık ilkelerini vurgulayan ifadelerin ardından , en büyük değer ölçüsü olarak takvânın zikredilmesi , bu erdemin, söz konusu ilkelere saygı anlamını içerdiğine de işaret eder Nitekim az önce değindiğimiz , şahitlikte adaleti  gözetmeyi emreden Maide suresinin 8 . âyetindeki takvâda da eşitlik ilkesine saygı anlamı vardı . Mustafa Sadık Er-Râfi İ’câzul –Kur’an adlı eserinde  ( s.100 vd ) takvânın eşitliğe esas teşkil etmesi bakımından Kur’an ahlâkının temeli sayılması gerektiğini belirtir .Hz.Peygamber kendisine yöneltilen “ insanlar arasında en büyük kerem sahibi kimdir ? “sorusuna , “ Takvâda en ileri olanlardır “ cevabını vermiştir . Bilindiği gibi “ Kerem “ hem “ şeref ve itibar “ hem de “ cömertlik ve yardımseverlik “ anlamına gelir .Böylece takvâ sahibi insanın , “ insanlara karşı iyilik sever  aynı zamanda da değerli ve şerefli insan “olduğu anlaşılmaktadır .Takvânın  bu ahlâki ve insancıl içeriğini ifade eden daha başka örnekler de vardır . Mesela Fetih suresinin 26 . âyetine göre müşrik Arapların kalbinde ” Cahiliye hamiyeti “ vardır ; Peygamber ve arkadaşlarının hasleti ise “ Sekinet ve takvâ”dır . Burada cahiliye hamiyeti , barbarlık , küstahlık ve saygısızlığı ; sekinet ve takvâda ağırbaşlılık , uygarlık , insanların şeref ve haysiyetlerine saygı anlamını taşır .

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Yazarın Diğer Yazıları