SON DAKİKA
“RAMAZAN ORUCUNUN MAHİYETİ VE ÖNEMİ”
19 Ağustos 2009 - Çarşamba 18:59
Ahmet SARRAOĞLU

Oruç farsça’daki rûze kelimesinin türkçeleşmiş şeklidir .Arapça’sı savm ve sıyâmdır . Savm kelimesi Arapça’da “ Bir şeyden uzak durmak  , bir şeye karşı kendini tutmak , engellemek “ anlamında kullanılır .

 

Fıkıh terimi olarak ise , imsak vaktinden iftar vaktine kadar , bir amaç uğruna ve bilinçli olarak , yeme içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir .

 

İmsak , Arapça’da “ Kendini tutmak , engellemek anlamına gelir . Orucun temel unsuru da ( rükün ) bu anlamdır .İmsak vakti tabiri , dilimizde , oruç yasaklarından ( yeme içme ve cinsel ilişki ) uzak durma vaktinin başlangıcı anlamında kullanılır . İmsak vakti , tan yerinin ağarması ( fecr-i sâdık ) vakti olup bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış , sabah namazının vakti girmiş olur ; bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip  orucun başlaması vaktidir .

 

İftar vakti ise, oruç yasaklarının sona erdiği vakit anlamında olup , güneşin batma vaktidir .Bu vakitle birlikte akşam namazının vakti de girmiş olur . Gündüz ve gecenin teşekkül etmediği bölgelerde oruç süresi , buralara en yakın normal bölgelere göre belirlenir .

 

İmsakin , ikinci fecirle başlayacağı konusunda fakihler arasında görüş birliği olmakla birlikte , kimi fakihler bu hususta , daha ihtiyatlı olduğu gerekçesiyle fecr-i sâdıkın ilk doğuş anına , kimileri ise oruç tutanlar lehine olduğu gerekçesiyle ışığın biraz uzayıp dağılmaya başladığı zamana itibar edilmesini önermişlerdir .

 

Âyette orucun başlangıç ve bitiş vakti , mecazi bir anlatımla şöyle belirtilir: “ …fecrin beyaz ipliği ( aydınlığı ) siyah ipliğinden ( siyahlığından ) ayırt edilecek hale gelinceye kadar yiyip içiniz , sonra akşama kadar orucu tamamlayın …” ( El-Bakara 2 /  187 )  

 

 

İmsak vaktinden iftar vaktine kadar yeme içme ve cinsel ilişkiden uzak durmanın bir amacı olmalı ve bu iş bilinçli olarak yapılmalıdır .Bu amaç ve bilinç , orucun Allah rızası için tutuluyor olmasıdır ki kısaca “ niyet” tabiri ile anlatılır . Bu amaç ve bilinç olmadığı zaman , mesela imkan bulamadığı için imkan bulamadığı için veya perhiz , rejim zindelik gibi başka amaçlar için bu üç şeyden ( yeme içme ve cinsel ilişki ) uzak durmak oruç olarak değer kazanmaz .

 

Oruç , peygamberimizin hicretinden bir buçuk sene sonra şaban ayının onuncu günü farz kılınmış olup , islâmın beş şartından biridir .Peygamberimiz bu hususu  “ İslâm beş şey üzerine kurulmuştur : Allahtan başka Allah olmadığına ve Hz.Muhammedin onun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmek , namaz kılmak , zekat vermek , ramazan orucunu tutmak ve gücü yetenler için Beytullah’ı ziyaret etmektir .( Hac ) “ diyerek bildirmiştir .( Buhari , “ iman” , 34 , 40 ; “ ilim , 25 ; Müslim , “ iman “ 8 )

 

 Orucun farz kılındığını bildiren ayetlerde şunlardır : “ Ey iman edenler sizden öncekilere olduğu gibi , size de oruç tutma yükümlülüğü getirilmiştir ; bu sayede kendinizi koruyacaksınız .

 

 

Oruç sayılı günlerdir .İçinizden hasta veya yolculukta olanlar başka günlerde tutabilirler ; hasta veya yolcu olmadığı halde oruç tutmakta zorlananlar ise bir fakir doyumluğu fidye vermelidir .Daha fazlasını veren , kendine daha fazla iyilik etmiş olur ; fakat yine de eğer bilirseniz , oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır .” ( El-Bakara 2 / 183-184 )  

 

 

Oruç tutmak , diğer ibadetlere nazaran biraz daha sıkıntılı olduğu için Allah , orucun farz kılındığını bildirirken , psikolojik rahatlama sağlayacak ve emre muhatap olan Müslümanların yüksünmesini engelleyecek bir üslup kullanarak , oruç tutmanın önceki ümmetlere de farz kılındığını belirtmesi yanında , ayrıca orucu daha sıkıntılı hale getirmesi muhtemel iki durumu ( hastalık ve yolculuk ) oruç emrinin hemen peşinden geçerli mazeret olarak zikretmiştir . Bu üslup , mesela öteki ümmetlerde de bulunduğu anlaşılan namaz için kullanılmamıştır .

 

Oruç riyanın en az karışacağı bir ibadet olduğu için  sevabı en fazla  olan ibadetlerden sayılmıştır . Peygamberimizden nakledildiğine göre , orucun bu yönüne ilişkin olarak Allah ,” Oruç benim içindir ; onun karşılığını ben vereceğim “ ( Buhari , “ savm “ , 2 ; Müslim , “ sıyam , 30 ) buyurmuştur . Bu bakımdan oruç tutmanın sevap olarak karşılığı oldukça yüksektir . Cennetin özel olarak oruç tutanların girmesi için ayrılmış bulunan “ reyyân  “ adlı kapısından girme hakkı ( Buhari , “ savm” , 4 ) bu karşılığın mukaddimesi ( başlangıcı ) sayılmıştır .

 

 

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Yazarın Diğer Yazıları