SON DAKİKA
NİYAZİ KOCADAĞ'LA RÖPORTAJ

NİYAZİ KOCADAĞ'LA RÖPORTAJ

18 Şubat 2011 - Cuma 12:27
Benim Etik Değerlerimin Aynası Taşımayı Onur Saydığım Vicdanımdır…

Şanlıurfa Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni  Yusuf Güler Şanlıurfa’nın genç yazarlarından Eğitimci-Yazar Niyazi KOCADAĞ ile söyleşi yaptı… Kocadağ A’dan Z’ye tüm sorularımızı içtenlikle cevapladı.

Farklı bakış açısıyla, yaşam içerisinde belki çoğu kez göz ardı edilen ince detayları hassasiyetle yazılarında ele alan yazar Kocadağ haklı bir gurur kaynağı olarak, kültürel mirasını geçmişten günümüze başarılı bir şekilde taşıyan medeniyetler kenti, peygamberler şehri Şanlıurfa’nın sanata ve sanatçıya verdiği haklı gururla, çok yönlü bir kişilik ve başarılı bir grafik sergileyerek her vakit göz önünde fark edilecek eğitimci kimliği ile ikinci kitabını yakın bir zamanda siz okuyucuları ile buluşturdu.

Niyazi KOCADAĞ hayatı, yaşamın anlamını bir kuyumcu terazisi hassasiyetiyle,bir hattat zerafetiyle o kadar güzel anlatmış ve yazıya dökmüş  ki hepimizin hemen hemen her gün yaşadığı duygular onun kaleminde ayrı bir mana kazanmış..

Bu kadar bilgiden sonra KOCADAĞ’la keyifli sohbetimize geçelim…

GÜLER: Niyazi KOCADAĞ kimdir biraz kendinizden bahseder misiniz?

KOÇADAĞ ; 1976 yılında Şanlıurfa’da doğdum.

İlk, orta ve lise öğrenimini Şanlıurfa’da tamamladım.

2001 yılında Gazi Üniversitesi’nden mezun oldum.

Ankara’da “Şanlıurfa Vakfı”dergisinin kuruluşunda yer aldım.

Çeşitli gazetelerde yazarlık, yazarlığının yanı sıra dergilerde de genel yayın yönetmenliği yaptım ve yayın kurulu üyeliklerinde bulundum…

Yazdığım ve yönettiğim tiyatro oyunları sahnelendi.

Şanlıurfa Ticaret Lisesi Mezunları Derneği’ni kurdum. Halen bu derneğin yönetim kurulu başkanlığını yürütmekteyim ve özel bir televizyon kanalında “Başarılı Hayatlar”adlı TV programını hazırlayıp sunmaktayım.

           “Genel Muhasebe, Şirketler Muhasebesi, Maliyet Muhasebesi, Müşteri İlişkileri, Büro Teknikleri, Öfke Kontrol, Mal Satış, Yönetici Sekreterlik ”gibi birçok eğitici kursta eğitmenlik çeşitli radyolarda, panel ve seminerlerde “satış teknikleri ve motivasyon ”konuları üzerine konuşmacı olarak katılarak toplumsal bilinçlendirme programlarında yer aldım.

GÜLER : Sayın Kocadağ”EMUSE” isimli yeni bir kitabınız çıktı, kitabınız hakkında bize biraz bilgi verir misiniz?

KOCADAĞ: Evet Yaklaşık iki ay önce hayata dair düşüncelerimi paylaştığım, insanın kendisini içinde bulduğu, çoğu zaman işte bu benim dedirten insanın kendini anlatan bir çalışmaya imza attım, Her düşünce, her yazı, her kitap yaşama dair yeni bir kapı ve yeni bir menfez. Hatta hayatın ta kendisi, içimizden birinin gerçekten içinden gelerek yazdığı yazıları, eminim herkes zevkle okuyacak. Çünkü okuyucu her satırda kendini bulacaktır. Hayata farklı bakacaktır.Çünkü yazdığım tüm yazılarımı empati yaparak yazdım.Hep kendimi karşımdaki insanın yerine koydum.Dolayısıyla insanları anlamam daha kolay oldu.Dertlerimiz bir,sıkıntılarımız bir,sevinçlerimiz bir…Mesele insanların birbirlerini anlayabilmesi..Eminim birbirimizi anlayabilirsek tüm sıkıntıların üstesinden geliriz..ve yazdıklarımız karşımızdaki kişi tarafından daha iyi anlaşılır..Yazdığımız kitapların okunması en az kitabın yazılması kadar önemli…

GÜLER: Sayın kocadağ kitap yazma fikri nereden doğdu, kitabın gelişimi hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?

KOCADAĞ: Hepimizin içinden güzel şeyler zaman zaman geçer. Fakat bunu anlatmak ya da yazıya dökmek cesaret işidir. Hangimiz güneşin doğuşundan etkilenmeyiz ki, yada hangimiz sevdalanmayız. Hangimiz don kişot olup kötülüklerle mücadele etmek istemeyiz. Hepimiz isteriz aslında, sonu gelmez işlerimizin, çekingenlik ve bana ne düşüncesi çoğu kez insana engel olur.

Ben biraz daha cesur davrandım, biraz daha fedakârlık yaptım, neticede kitap çıkarmak emek isteyen ve maddi fedakârlık gerektiren bir çalışma, çünkü ülkemizde kitap çıkartmak külfetli bir iş ve Türkiye’de kitap satılmıyor. Ama ben bunları göze aldım.

İçimden geçenlerin resmini çizmek için aldım elime fırçayı, hayat tuvalinde pembe ve albenisi olan her renkten bir hayat cümbüşü oluşturmaya gayret gösterdim, gönül okyanusundan damlalar serpiştirmeye gayret gösterdim çorak yüreğime, umut olup benim gibi çorak yüreklerin yeşermesini diledim Yarandandan.

GÜLER: Kitabınızın konusu nedir? Kitaptan birkaç kesit bizlere suna bilir misiniz?

KOCADAĞ: Kitabında hayatın bir ödeşme sahnesi olduğunu anlattım;

          Bu hayata ne verilirse hayat da onu verir insana, bir karşılaşma ve ödeşme sahnelenir günün daha ilk saatlerinde. Sevgi veren sevgi alır, hoşgörü veren hoşgörü alır, azimli olmak ödüllü bir başarı sunar insana.Cesareti anlattım ve cesaretin sadece savaşta olmadığını vurguladım.

          Cesaret hayatın her aşamasında vardır. İyiliğin lütuf’unu gösterebilmek, yüreğini ortaya koyup savunabilmek, haklı olanı haksıza karşı korumak da cesaret ve erdemin sonucudur.           

Başarılı işler yapan, yüreği bir ceylan ürkekliğiyle heyecanla çarpan birine, “Adımlarını sağlam atıyorsun, bravo sana.” diyebilmektir cesaret.

            Emek verilerek, fedakârlık yapılarak ortaya çıkan tüm güzelliklere “güzel olmuş, çok beğendim emeğine sağlık!” diyebilmektir cesaret.Başarıyı alkışlayarak destek olabilmek, iyiliği unutmamak, hakkı savunmak cesarettir.

Yazar kitabında etik değerlerden bahsetmiş ve benim etik değerlerimin ölçüsü vicdanımdır diyerek değerlere ayrı bir bakış açısı getirmiştir.

  “Benim etik değerlerimin aynası, taşımayı onur saydığım vicdanımdır.”

 Kişinin davranışlarına temel olan,ahlak ilkelerinin sorumlusu,sadece muhatap olan kişinin yine kendisidir..Yaptığım davranışlarda vicdanımın sesini dinlerim, vicdanım sesi inceden inceye kulağımı çınlatmıyorsa, vicdanımdan çıkan davudi tokmak sesleri kalbimde çarpıntılara sebep olmuyorsa , yaptığım davranışlar ahlaki saydığım değerlere  uygundur ve benim  doğrum olandır.

Herkesin görev almaktan, sorumluluk almaktan kaçtığı bir toplumda, sorumluluk verenin sizi muhatap kabul ettiğini vurguladım.

Hayatta güzel olan değerler yere düşmüşse ve Yaradan bunları kaldırmayı kime layık görmüşse ona lütuf yapmıştır aslında, o yüzden toplumun her kesimine farklı görevler düşer ve bunu ALLAH’IN bir lütfü gibi görmek gerekir.                                                                                                                    

Sorumluluk almaktan kaçan, sorumluluğu başkalarına yüklemek için çaba sarf eden, sadece konuşup icradan kaçan insanların bir gün bundan doğacak sıkıntıları vicdanlarıyla ödeyecekleri kesindir.

GÜLER: Hocam kitabınıza beklediğiniz ilgiyi buldunuz mu?

KOCADAĞ: Evet gerçekten kitabım çok büyük ilgi gördü.Bir ay içerisinde 4.000 adete ulaştı..İlk baskımızda 2.000 adet basmıştık..Daha sonraki baskılarda 1.000’er adet bastık..Bu rakam ciddi bir rakam.Kitabın satıp satmaması hiç önemli değil..Benim için önemli olan kitabımın insanların kütüphanelerine girmiş olmasıdır..Yıllarca kitabım insanların kütüphanelerinde yer alacak..bir kitap bir kere satılır ama o kitabı bir kişi okumaz..Yıllarca insanlar o kitabı okurlar…Bir kişi kitabınızı okusa ve yolunu bulması için bir ışık bulsa bu beni dünyanın en mutlu insanı yapar..Çocuklarıma bırakacağım en büyük mirastır benim için.

GÜLER: Hocam sivil toplum anlayışına da sahip olduğunuz biliyoruz. Dernek başkanlığınız var, tiyatro yazıp yönetiyorsunuz, bu kadar işin arasında kitap yazmaya nasıl vakit buldunuz.

KOCADAĞ: Herkes aynı soruyu soruyor, bu kadar işin arasında kitabı nasıl yazdın diye.Bizleri bugünlere getiren ülkemize hizmet ederek ödeşmek zorundayız. Bugün içimizdeki ona dair ses; “Bu şehir hepimizin, ona sahip çıkın” diyor.

Başarılı insan sayısını artırmak ve ulaşılabilecek herkese hayata dair değerlerden bahsetmek ne kadar önemlidir.

            İçteki Mevlana, özlü şu sözü hatırlatır. “Tomurcuk verme derdinde olmayan ağaç odundur.” Baharın müjdecisi olan tomurcuklar gibi baharı yaşatmak varken, neden yakılacak odun olunsun?

        Geçenlerde, yapılan bir araştırmada havasını soluduğum, suyunu içtiğim güzel insanlarıyla beraber kaldırımlarında yürüdüğüm şehir, yaşanabilir iller sıralamasında sonlardaydı.

            Bu görüntü çocukları etkiler, bu nedenle birlik olup çalışarak 10 yıl içinde yaşanabilir şehirler sıralamasında ilk üç’e sokmalıyız Şehrimizi. Çok çalışılmalı; çünkü içteki Mevlana “Bu ülke bu şehir hepinizin” diyor…

 GÜLER: Sayın kocadağ hayata hangi pencereden ve nasıl bakıyorsunuz…

KOCADAĞ: Emuse(Sevgi hamalı)İsimli kitabımda söz ve yazar diye bir deneme yazısı var..oradaki yazımdan ufak bir kesit sunarsam eminim hayata bakış açımı anlatabilirim.

Yaşamalı, çalışmalı, gayret gösterilmeli, verilen söz tutulmalı. Hele de yazmak gibi ağır bir işe soyunulmuşsa, söylemler ve davranışlar ciddi sorumluluk taşır. Yazar herkesten çok daha fazla hassasiyet göstermelidir. İnceler, araştırır, gözlem yapar ve sonunda kâğıda döker birikimlerini.                                                                                                                  

En hafif bir esintisinden bile etkilenebilen duyarlı bir kuyumcu terazisi hassasiyetinde olmalı yazar.

Sabırlı, yeri geldiğinde sosyal sorumluluk taşımalı, ülkenin sorunlarına ve kendisine gereksinim duyulduğunda özverili davranmalı.

Barışçıl paylaşımcı olmalı, saldırgan ve ayrıştırıcı olmamalı.

Mevlana gibi hoşgörüde deniz, Yunus gibi herkesi kucaklamalı yazar sevgiyi yüreğinde barındırmalı.

Yavuz gibi sır saklayıp dedikodu yapmayacak, gıybet etmeyeceksen, sırrını sorana “Sen sır saklamasını bilir misin?” ardından “bilirim” cevabı aldığında “Evet ben de bilirim” diyerek, herkese örnek olmalı.

O zaman yazar hem yazmalı hem konuşmalı.

GÜLER: Yazarlık yapmak, kitap çıkartmak hayatınızı nasıl etkiledi.

KOCADAĞ: Yazı yazmak üzerimdeki sorumluluğu artırdı, kendimi toplumun fertlerine karşı daha fazla sorumlu hissediyorum, anlattığınız şeyleri yaşamak zorundasınız, ancak o zaman insanlara inandırıcı gelebilirsiniz. Davranışlarıma hal ve hareketlerime daha fazla dikkat ediyorum,çünkü insanlar sizi izliyorlar.Ama önemli bir sorumluluk ve bu sorumluluğu taşımak beni gerçekten mutlu ediyor.

GÜLER: Kitap çıkartmak nasıl bir duygu

KOCADAĞ: Olağanüstü mutlu oldum, kütüphanelerde insanlar sizin kitaplarınızı okuyor, evlerinin kitaplığında sizin kitaplarınız olacak, cocuklarıma  önemli ve kalıcı bir miras bıraktığıma inanıyorum, benim çocuklarıma mal mülk bırakma gibi bir endişem yok,çocuklarıma kalıcı bir eser bırakabilirsem onlara değerli bir miras bırakmış olurum,buda beni mutlu eder.

GÜLER:Kitabınıza imza günü yaptınız mı?

KOCADAĞ. Evet kitabım çıktıktan kısa bir süre sonra imza günü düzenledim..abide park alışveriş merkezinde oldu…yaklaşık 2 saat hiç durmadan kitap imzaladım..büyük ilgi vardı,ben bu kadar ilginin olacağını gerçekten beklemiyordum…Bu ilgi benim heyacanımı ve mutluluğu tarif edilmez bir şekilde artırdı..

GÜLER: Kitabınızı çıkartırken yardım aldınız mı?

KOCADAĞ:Tabi çok önemli isimlerden yardım aldım.Ama en önemlisi Ankaralı ve Türkiyenin önemli yazarlarından Ayfer TAHANCI’dan ciddi yardımlar aldım..Sağolsun kitabın her aşamasında yanımdaydı..ve hiçbir karşılık beklemeden sırf benim gibi genç ve heyacanı olan yazarların sayısını artırmak için kitabıma editörlük yaptı..halen görüşürüz fikirlerinden istifade ederim…Ona çok şey borçluyum…

GÜLER: Hocam siz edebiyatçı değilsiniz, ama köşe yazarlığı yapıyorsunuz, şiirleriniz var, kitap çıkarttınız insanların tuhafına gidiyor mu bu?

Kocadağ: Çoğu insan zaten öyle diyor, edebiyatçımısınız yok muhasebe öğretmeniyim diyence, şaşırıyorlar, bu iş birazda sevda işi seviyorum, yazmayı hoşuma gidiyor, mesleğimin yanında böyle bir aktiviteyi icra etmek beni mutlu ediyor.

GÜLER: Şanlıurfa’da okur oranı nasıl?

KOCADAĞ: Şanlıurfa’da okuma oranı çok düşük, zaten o yüzden iki yıldan bu yana sürekli okuma kampanyaları yürütülüyor. bunları desteklememiz şart, çünkü insanlar bilginin %60’ını okuyarak elde ediyorlar, bilginin büyük kısmı okuyarak elde ediliyor ise, bizde dünyada en az okuyan ülkelerden birisi isek, bilimde teknolojide nasıl ilerleyeceğiz, o yüzden okumak şart, ama okumak kadar, ne için okuduğumuzu bilmek önemli, öyle körü körüne okumamak lazım.

GÜLER: Kitabınız devamı gelecek mi?

KOCADAĞ:Allah bu mutluluğu yaşattı bir kere,inşallah bu mutluluk daim olur…Daha önemli eserler yazmak için..daha çok okumam ve kendimi geliştirmem gerektiğine inanıyorum..ama inşallah dualarınızla çok daha önemli eserlere imza atarım..

GÜLER: Son olarak okuyucularınıza ne söylemek istersiniz?

KOCADAĞ: Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için sizin şahsınızda Şanlıurfa Gazetesi sahibi Kamil GÜLER beyefendiye ve her zaman yanımda olan değerli okuyucularıma çok teşekkür ederim..

Yorumunuz
Ä°sminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.