SON DAKİKA
“MİRAC MUCİZESİ”
24 Haziran 2011 - Cuma 13:34
Ahmet SARRAOĞLU

İslam tarihçilerine göre, İslam’ın ilk zamanlarında bu dinin belli kuralları, prensipleri henüz vahiy yoluyla tam olarak tebliğ edilmemişti. O zamana kadar verilen ayetlerde oruç, zekat, şehitlik ve hac gibi şartlar henüz tamamiyle gelişmiş değildi, yani biçimsel olarak mevcut değildi. Gece namazları rağbet görmekle birlikte, ibadet kuralları da açık ve seçik olarak belirlenmemişti. İsra ve Miraç olayları işte bu konudaki belirlenmeleri sağlamış olaylardır.

Miraç olayının Hicret'ten bir yıl ya da 16 ay önce (milâdî 621 yılı başlarında) recep ayının 27. gecesi gerçekleştiği sanılmaktadır. İsra Muhammed (SAV)'in gece vakti Kabe'den alınıp Burak üstünde Mescid-i Aksa'ya götürülmesidir. Muhammed (SAV) bineği Burak'ı Beyt-ül Makdis'in(Süleyman Mabedi) kalıntılarının güneybatı duvarına bağlamıştır. Muhammed (SAV) oradan sırasıyla Kadim Aksa denen bugünkü el-Aksa Camisi'nin altında bulunan yerden Mescid-i Aksa alanına girmiş, oradan Kubbet-üs sahra'nın bulunduğu alana geçmiş ve orada büyük peygamberlerle (İsa, Musa, Zekeriya) buluşmuştur. Daha sonra günümüzde Nebi Minberi'nin bulunduğu alanda bütün peygamberlere namaz kıldırmış, oradan da bugün Mirac Minberi'nin bulunduğu alandan göğe yükselmiştir. İşte bu göğe yükseliş olayına Mirac adı verilir. Muhammed (SAV) Mekke'ye döndüğünde yaşadıklarının gerçek olup olmadığından kuşku duyanların soru yağmuruna tutulmuştur. Ama O'nun tüm sorulara doğru cevap verdiği rivayet edilir.

Miraç’ın tanımı: Geceleyin yolculuk yapmak" anlamındaki fiilin türevi olan ve "gece yolculuğu" anlamına gelen İsra, Muhammed’(SAV)in manevi olarak geceleyin Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. Miraç ise 7. gök katına ulaşmak üzere yükselmesidir. Hadis kaynaklarına göre bu yükselmede gök katlarını Cebrail ile bir bir aşarken sırasıyla Adem, Yusuf, Yahya ve İsa, İdris, Harun, Musa ve İbrahim (AS) peygamberleri görmüş, yedinci semadan sonra Sidretü’l Münteha'ya çıkmış, Cebrail'in Sidretü’l-Münteha’dan ileriyle geçememesi üzerine yolculuğunu tek olarak sürdürmüş ve zaman, mekân ve cihetin olmadığını ifade ettiği katta Allah ile aracısız görüşmüştür.

Kimilerine göre bu yükselme fiziksel, kimilerine göre manevi, kimilerine göre hem maddi hem manevi, kimilerine göre de ne tam anlamıyla maddi ne de tam anlamıyla manevidir. Muhammed’(SAV)in eşi Aişe, Mirac sırasında Muhammed’(SAV)in vücudunun yerinden kaybolmadığını bildirmiştir. “Bedeninin yokluğu hissedilmemiş” olabilmesine karşın, Schimmel gibi bazı araştırmacılar ayette kulunun ruhuyla değil, ‘kuluyla birlikte’ seyahat ettiğinin belirtildiğini söyleyerek Miraç gecesindeki yolculuğun ruhsal bir deneyim olduğu tezine karşı çıkmıştır. Bazı İslam âlimleri de Burak adlı bineğin kullanılmasını Mirac'ın tamamen ruhsal bir deneyim olamayacağına kanıt olarak göstermişlerdir.

Sidretü’l Münteha: Mirac yükselişinde Muhammed (SAV)’in eriştiği son menzil Sidretü’l Münteha (Sidre-i Münteha, Necm Suresi, 53/14,16) adıyla bilinir. Bu menzilden sonraki aleme geçebilmek yeryüzündeki varlıklar için mümkün değildir. Arş, Kürsi, Levh-i mahfuz gibi Sidretül münteha da pek bilinmeyen ya da hakkında fazla bilgi verilmemiş bir konuyu oluşturmaktadır. Tasavvuf ehline göre o alemde mahlukun bir vücudu, şekiller ve renkler yoktur.

Bu yükseliş için Aişe’nin ifadesi şöyledir: Muhammed (SAV), doğrudan doğruya Rabb’ini değil, Cebrail’i temaşa etmiştir. Nitekim Kuran’da Allah’ı görmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Kuran'da Mirac'a ilişkin olarak şöyle denir (Necm Suresi: 13-18)

"Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

Sidre kök anlamı, maddiyatı olmayan, münte ha da onun olduğu yer gibi anlamları içerir. Birleşik olarak ta, vücutsuzluk alemi veya vücutsuzluk alanı yani manevi bir alemdir.

Mirac’ta bildirilenler Muhammed Mirac sırasında namaz vakitlerinin beş vakit olarak düzenlenmesi gerektiğini öğrenmiş ve Miractan sonra bu buyruğu Müslümanlara bildirmiştir. Hadis kaynaklarına göre Mirac'ta önce 50 vakit olarak bildirilen namaz, Musa (AS) peygamberin bunun insanlara ağır geleceği şeklinde ikazları üzerine İslam peygamberinin birkaç kere geri dönüp Allah'tan namazı hafifletme dileği üzerine beş vakte indirilmiştir.

Bakara sûresinin son âyetleri tebliğ edilmiştir ki bu âyetler, iman esaslarını ve dua cümlelerini içermektedir.

Şirk koşmayan herkesin cennete gireceği müjdesi verilmiştir.

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Yazarın Diğer Yazıları