SON DAKİKA
“Kadının hakları”
07 Ocak 2009 - Çarşamba 11:10
Ahmet SARRAOĞLU

1 ) MEHİR : Erkeğin evlenirken karısına verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği para veya sair bir mala mehir denmektedir .Kur’ân-i Kerim’de evlenen erkeğin karısına vermek zorunda olduğu mehirle ilgili olarak müteaddit âyetler vardır .Örneğin : ( En- Nisâ 4/4 , 24) Buna benzer âyet-i Kerimeler vardır .Birçok toplumda evlenme esnasında eşlerden birinin diğerine veya diğerinin ailesine para yada sair bir mal verme geleneği vardır .Hristiyanlardaki  drahomada olduğu gibi zaman zaman aksi örnekleri görülmekte ise de umumiyetle kadın değil , erkek tarafı evleneceği kızın ailesine bazı hediyeler vermekte ve ödemelerde bulunmaktadır .Eski Türklerde de bu anlamda olmak üzere kalın (Başlık)  uygulaması vardır .Kalın evlenecek erkeğin müstakbel karısının ailesine yaptığı ödemeler anlamında kullanılmaktadır .Bu ödemeler mutlaka evlilikten önce yapılırdı .Benzer uygulamaya muhtelif adlarla ( meselâ mehir dowry ) diğer toplumlarda da  rastlanmaktadır .Bu yönüne bakarak evlenme akdinin eski dönemlerde bir satım akdi , erkeğin yaptığı edimin de bir satış bedeli olarak kabul edilip edilmediği tartışılmıştır .  

 

İslam hukukundaki mehir uygulaması da bir yönüyle bu uygulamaya benzemektedir .Ancak yine de aralarında önemli bir fark vardır .İslâm hukukundaki mehir evlenecek kızın ailesine değil , doğrudan kendisine verilmekte veya doğrudan ona borçlu olunmaktadır .Dolayısıyla İslâm hukukunda uygulandığı şekliyle mehirin satış bedeline , evlenmeninde satım akdine benzetilmesi mümkün değildir .Çünkü nikâh akdini satım akdine benzettiğimizde satım bedeli bizzat satımın konusu olan kimseye verilmiş olmaktadır . Öte yandan evlenecek kızın evlenme sözleşmesinin tarafı olduğunda  hiç tereddüt yoktur .Bir kimsenin bir akdin hem konusu hem de tarafı olması ve satım bedelini de  bizzat alması hukuken mümkün değildir .Üstelik kadın almış olduğu bu mehir karşılığında Hanefilere göre herhangi bir çeyiz hazırlamak mecburiyetinde de değildir . Diğer malların da nasıl tasarruf edilebiliyorsa bunda da aynı şekilde tasarruf etme hak ve yetkisine sahiptir.Ayrıca mehir nikahın şartlarından değil sonuçlarından biridir ; nikâh esnasında belirtilmemiş bile olsa , hatta verilmeyeceği şart edilmiş bile bulunsa yine evlenen kadın mehire hak kazanır .Mehirin belirlenmemiş bulunması evlenmenin geçerliliğine halel getirmez .Bu yönüyle de mehir satım bedelinden ayrılmaktadır .Çünkü bir satım akdinde satım bedeli sonuç değil o akdin sıhhat şartlarından biridir .Satım bedeli belirlenmediğinde akid fâsid olur .

 

İslâm dünyasının önemli bir kısmında uygulanma imkânı bulan Hanefi görüşünü dikkate alırsak İslâm hukukunda mehirin kadını hem evliliğe ısındırmak hem de ona belli bir mali güç kazandırmak düşüncesiyle getirilmiş olduğunu söylememiz gerekir . Özellikle kocanın sahip olduğu tek taraflı irade beyaniyla boşama yetkisini kötüye kullanması durumunda kadın böyle bir mali imkâna fazlasıyla ihtiyaç duyacaktır .Boşanma hakkının suistimal edildiği bölgelerde mehir miktarının yüksek tutularak bu suistimale belirli ölçüde engel olunması da mehirin kadına ve evlilik birliğine kazandırdığı bir başka avantaj olmaktadır .

 

Mehirin mahiyeti ve çeyiz konusunda Mâlikiler Hanifilerden farklı düşünmekte ve mehiri âdeta evliliğin kuruluş harcamalarına kocanın önceden yapmış olduğu bir ödeme olarak kabul etmektedirler .Çünkü onlara göre kadın almış olduğu mehir karşılığında ve onunla orantılı bir çeyiz hazırlamak mecburiyetindedir .

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Yazarın Diğer Yazıları