SON DAKİKA
“Kadına ait şartlar”
11 Şubat 2009 - Çarşamba 13:21
Ahmet SARRAOĞLU

Boşanan kadının boşayan kocanın eşi olması gerekmektedir . Burada söz konusu şartın önemi evlilik devam ederken yapılan boşanmalarda değildir .Ric’i veya bâin talâkla boşanmış ve iddet beklemekte olan kadın bu iddet süresi içinde tekrar boşanırsa bu boşama geçerlimidir? Geçerli ise kocanın boşama haklarından birisi daha bitecek ve belki de büyük ayrılık ( Beynûnet-i Kübrâ ) denen kesin boşanma gerçekleşecektir .Hukukçular ayrıntılarını daha sonra göreceğimiz Ric’i boşanma iddeti bekleyen kadının yeni bir boşanmaya daha muhatap olabileceğinde tereddüt etmemektedirler .Çünkü ric’i boşanma evlilik birliğini kesin olarak sona erdirmez . Hanefi hukukçular büyük ağırlık olmamak kaydıyla bâin talâk  iddeti bekleyen kadının da kocası tarafından geçerli olarak boşanabileceği görüşündedirler .Yalnız Mâliki , Şafii ve Hanbeli hukukçular bu durumdaki kadının tekrar boşanamayacağı ,  dolayısıyla bâin talâk iddeti bekleyen kadına yapılan yeni bir boşanmanın geçerli olmayacağını söylerler .

 

 

 BOŞAMA SÖZLERİ

                                         

İslâm hukukunun klasik doktrinine göre boşama için kullanılan sözler iki türlü olabilir : Bunlardan birisi boşanmadan başka bir anlama gelmesi mümkün olmayan , örfen özellikle boşanma için kullanılan sözlerdir .” Seni boşadım , boşsun “ gibi . Bunlara sarih , açık sözler denir .Diğeri de boşanma anlamına gelebileceği gibi , başka anlamlara da gelebilen sözlerdir .Osmanlı uygulamasında sıkça karşımıza çıkan “ iraden elinde olsun “ gibi kinayeli ifadeler böyledir .Bu örf ve âdete veya kullananın iç iradesine göre boşama iradesinin kadına devredilmesi anlamına gelebileceği gibi , mutlak boşama anlamına da gelebilir .Bu tür ifadelere de kinayeli sözler denir . Bu ayrımın önemi şuradadır ki açık sözlerle yapılan boşamalarda boşayan kimsenin gerçekten boşama niyetine sahip olup olmadığı araştırılmaz .Her hâlükârda  boşama hukuken gerçekleşmiştir .Kinayeli sözlerle yapılan boşamalarda ise Hanefilere ve Hanbelilere göre ya boşayanın buna niyet etmiş bulunması yada halin boşama iradesine delâlet etmesi gerekir .Mâlikiler ve Şafiiler ise bu durumda sadece niyete itibar eder, halin delâletini dikkate almazlar .

 

 

Kocanın bir evlilik içinde sahip olduğu boşama hakkı üçtür .İlk ikisinde koca dilerse belirli şartlarla boşamış olduğu eşine geri dönebilir .Bu geri dönüş bâin talâkta yeni bir nikâhla olur , ric’i talâkta yeni bir nikâha gerek de yoktur .Üçüncü boşama hakkını da kullanan koca istese bile ne yeni bir nikâhla ne de nikâhsız eski eşine geri dönebilir .Bu tür bir ayrılığa büyük ayrılık ( Beynûnet-i Kübra ) denir .Bu şekilde kesin olarak ayrılmış eşlerin tekrar bir evlilikte birleşebilmeleri için kadının bir başkasıyla hileli olmayan bir evlilik yapması ve bu evliliğin de zifaf ile fiilen başlaması gerekmektedir .İşte bu ikinci evlilik ölümle veya boşanmayla sona ererse kadın isterse yeni bir nikâhla tekrar birinci eşine geri dönebilir .Bu tedbir tek taraflı irade beyanıyla hukuken kolaylaştırılan boşanmaların suistimal edilmesinin önüne geçilmesi düşüncesiyle getirilmiştir .Bunun önemli ölçüde etkili olduğunu da söylemek gerekir .Ne var ki İslâm hukuk tarihinde üç talâkla boşanmış eşlerin tekrar bir araya gelmelerini sağlamak üzere hileli evliliklerin ( hülle ) yapıldığı da olmuştur .    

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Yazarın Diğer Yazıları