SON DAKİKA
“İslamın Ahlakta Meydana Getirdiği Zihniyet Değişikliği”
02 Temmuz 2009 - Perşembe 16:00
Ahmet SARRAOĞLU

 

            İslâm ahlâk zihniyetinin başlıca niteliklerinin ne olduğu sorusuna cevap olarak çok şey  söylenebilirse de - ileride daha ayrıntılı bilgiler edineceğimiz -bu konuda  şimdilik özellikle şu hususların altını çizmek mümkündür : İnsanın mânevi hayatını , bireysel ve sosyal davranışlarını gözetip kollayan bir Allah inancı ; insanın kendisiyle hesaplaşmasını hedefleyen bir irade eğitimi ; bütün insanlığa açık bir ümmet birliği ve kardeşlik ruhu ; hak adalet ve eşitlik gibi evrensel değerlere yöneliş .

 

Arap kabilelerinin koyu ve anlamsız putperestlikleri , yüksek bir ahlâkın kurulmasına başlı başına bir engel teşkil ediyordu .Aslında bu tesbiti , inaçsızlık veya bâtıl inanç buhranı yaşayan her topluma genellemek mümkündür .Bu sebepledir ki İslâm dini  evrensel , mutlak ve genel geçerliği olan bir ahlâki yapı kurarken , bu ahlâkın en önemli teminatı olmak üzere her şeyi bilen , her şeye muktedir , rahmeti çok geniş , fakat cezalandırması da çok şiddetli olan yüce Allah şuurunu kökleştirmeyi ; insana her türlü bencil , çıkarcı istek ve eğilimlerini aşarak yüce Allahın koyduğu genel ve kesin kuralları hayatının her alanı için sarsılmaz  kanunlar olarak alma bilincini kazandırmayı ve bu suretle nefsani tutkular karşısında özgürleşen bir birey ve kamu vicdanı geliştirmeyi hedeflemiştir .

 

İslâm dini insanda , kendi dışındakilerle kör bir mücadeleye girişmek yerine , kendi nefsiyle hesaplaşma iradesini geliştirdi ; câhiliye dönemindeki aşiret ruhunun ve geçici hazlara düşkünlüğün doğurduğu kaba ve hoyrat geleneklerin karşısına , insanın nefsini dizginlemesi , “ Tabiatındaki öfke ve şiddetten korunması “ anlamına gelen hilim ve şefkati koydu .Bu suretle insana o güne kadar kendi dışındakilere çevirdiği  mücadele enerjisini , kendi nefsinin kötü temayüllerine karşı yöneltilmesini öğretti . Hz. Peygamber âdeta bütün kötülüklerin anası olan , bundan dolayı da Kur’an-i Kerimin “ Çok büyük bir zulüm “ saydığı ( Lokmân 31/ 13 ) putperestlikten toplumu temizleyerek bir olan Allah’a itaat temeline dayalı bir ahlâki ve dini birlik sağlama görevini üstlenmiş ; böylece kabile ve soy sop anlayışı yerine Allah’a saygı ( takvâ ) , ferdi ve sosyal planda yücelmenin ve değer kazanmanın ölçüsü haline gelmiş ; bu ölçüye uygun olarak  islâm’ın  öğretileri , Allah’ın bütün yaratıklarına karşı merhametli olmayı , insan ilişkilerinde dürüstlük ve güvenilirliği , sevgi ve fedakarlığı , samimiyet ve iyi niyeti , fakat bütün bunların başarılabilmesi için de kötü eğilimlerin bastırılmasını ve daha birçok erdemi ihtiva etmiştir .

 

İslâmiyet’in gerçekleştirdiği en büyük zihniyet değişikliği , asabiyet duygularını yok edip kabilecilik bağlarını kırarak insanları evrensel değerlere , özellikle temelde bütün insanlığın kardeşliği bilincine yöneltilmesidir .Gerçekten islâmiyet  , bütün insanların bir tek erkek ve kadının soyundan geldiklerini onların- birbirleriyle kişisel ve ırki üstünlük yarışına girmek için değil “ Tanışıp birleşmek için kavimlere ve kabilelere ayrıldığının “ ( El Hucurat 49 / 13 ) böylece  fıtri ve biyolojik  farklılıklarını ahlâki ve manevi anlamda üstünlük sebebi sayılmayacağını öğretti ; üstünlüğün , yalnızca kişisel çabalarla kazanılabilen ve samimi dindarlığın , dini ve ahlâki erdemlerin ana kavramı olan takvâ kapsamındaki meziyetlerde olduğunu ortaya koydu ; soy üstünlüğü , kabilecilik ve ırkçılık davalarını bütünüyle reddetti .Âli İmrân suresinin 103, ayetinde Müslümanlara hep birlikte Allah’ın dinine sarılmaları emredildikten sonra , Allah’ın düşmanlıkları  kardeşliğe çevirmesi ve böylece onları  bir ateş çukuruna düşmekten kurtarması , Allah’ın kendilerine bir “ nimet” i olarak nitelenir .

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Yazarın Diğer Yazıları