SON DAKİKA
“İslâm Ahlâkı”
12 Haziran 2009 - Cuma 15:06
Ahmet SARRAOĞLU

Ahlâkın tarifi ve mahiyeti :  Ahlâk terimi için İslâm ahlâkçılarınca yapılan tanımlar içinde en beğenileni ve en yaygın olanı İmam Gazzâliye  ( Ö. 505 / 1111) ait olanıdır Gazzâliden önce , biraz daha eksik olarak ibn. Sinâ ( Ö.428 / 1037 ) ve ibn Miskeveyh ( Ö.421 / 1030) gibi İslâm filozoflarında da görülen , fakat Gazâli tarafından geliştirilmiş ve ikmal edilmiş olan bu tanım şöyledir :

 

“ Ahlâk , insan nefsinde yerleşen öyle bir melekedir ki ( heyet ) fiiller , hiçbir fikri zorlama olmaksızın , düşünüp taşınmadan bu meleke sayesinde kolaylıkla ve rahatlıkla ortaya çıkar .”

Bu tanımın tahlili , bizi ahlâkın mahiyeti hakkında  aşağıdaki sonuçlara götürmektedir :

 

1 ) Ahlâk , insanın işlediği fiil ve davranışlardan , yaygın ifadesiyle “ amel”den ziyade , bu davranışların kaynağı ve âmili olan onları meydana getiren manevi kabiliyetler veya yatkınlıklar kompleksini ( Gazzâlinin tabiriyle heyet ) ifade eder . Buna göre ahlâki fiiller , ahlâkın kendisi olmayıp onun bir sonucu ve dışa yansımasıdır .Bu nokta , özellikle ahlâk eğitimi bakımından önemlidir .

 

Diğer önemli bir nokta da şudur : Bir insanın yapmış olduğu herhangi bir işin dış değerine bakarak onun ahlâkının iyi veya kötü olduğu hakkında verilecek hüküm her zaman isabetli olmayabilir .Çünkü sonucu ne olursa olsun , Hz.Peygamberinde belirttiği gibi , “ Ameller niyetlere göredir “ ( Buhâri , “ Bed’ül – Vahy” , 1 ) Şu halde ahlâk konusunda insanları yargılamak oldukça zordur . Bu yüzden Kurân-i Kerim’de “ Size selam veren kimseye sen Müslüman değilsin demeyin” ( En –Nisâ 4 / 96) buyrulmuştur .

 

2 ) Ahlâk , sadece iyi huylar ve kabiliyetler mânasına gelmez . Kelimenin asıl manası ile iyi ve kötü huyların hepsine birden ahlâk denir .Buna göre ahlâksız insan yoktur , iyi ve kötü ahlâklı insan vardır .İslâmi kaynaklarda iyi huylara ahlâk-ı hamide , ahlâk-ı hasene , kötü huylara ise ahlak-ı zemime , ahlâk-ı seyyie gibi adlar verilmiştir .

 

3 ) Ahlâk , insanda gelip geçici bir hal olmayıp  onun manevi yapısında yerleşen , bir meleke halini alan yatkınlık ve kabiliyetler    bütünüdür .Ahlâkın bu özelliği sebebiyledir ki İslâm ahlâkçıları dilimizdeki güzel ifadesi ile kırk yılda bir iyilik yapmanın ahlâklılık alameti olmadığını ısrarla belirtmişlerdir . Hz.Peygamberin  “ Amellerin en hayırlısı , az da olsa devamlı olanıdır “ ( Buhâri , “ Libâs “ , 43  ) manasındaki hadisi  bu anlayışın veciz bir ifadesidir .

 

4 ) Ahlâk insanı düşünüp taşınmaya , herhangi bir baskı ve zorlamaya gerek kalmaksızın , görevi olduğuna inandığı işleri rahatlıkla ve memnuniyetle yapmaya sevk eder . Böyle bir ahlâk formasyonuna sahip olmayan insanların nâdiren yaptıkları iyi işler ,ahlâklı bir temele dayanmaktan ziyade , olsa olsa riya , korku , menfaat temini gibi ahlâkın onaylamadığı ve “ rezilet “ ( erdemsizlik ) saydığı başka sebep ve maksatlarla alâkalıdır .

 

5 ) Ahlâklı olabilmek için görevleri rahatlıkla ve memnuniyetle yerine getirme zorunluluğu ,ahlâkın gelişip güçlenmesinde alışkanlıkların ihmal edilmez bir önem taşıdığını göstermektedir .Bundan dolayı İslâm ahlâkçıları ahlâki eğitime büyük önem vermişlerdir .Çünkü alışkanlıklar ancak eğitimle kazanılır .Burada “ eğitim “den maksat , ahlâkın nazari bilgilerini tahsil etmek yanında , kişinin çocukluktan itibaren iyi örneklerle yaşaması , iyilik yapmaya alıştırılması , bencil ve gayrimeşru arzu ve ihtiraslarına karşı koymak suretiyle kendi kendini eğitmesi , nefsini ıslah etmesidir . Bu ise bir irade eğitimidir . 

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Yazarın Diğer Yazıları