SON DAKİKA
“Evlilik birliğinin sona ermesi”
29 Ocak 2009 - Perşembe 16:02
Ahmet SARRAOĞLU

 

İslâm hukukunda evlilik birliğinin sona ermesi bazan akiddeki bir bozukluktan bazan da eşlerin evlilik birliğini yürütmekte zorlanmalarından , yürütmek istememelerinden kaynaklanır .Buna göre evliliğin sona ermesinin değişik usul ve şekilleri vardır .Burada İslâm hukukunun klasik doktrinine göre evlilik birliğini sona erdiren sebep ve durumlara özetle temas edeceğiz .

 

             Evlilik akdinin sona ermesinin sebeplerinden biri fesihtir .Evlilik birliğinin akid anında var olan veya sonradan meydana gelen bir eksiklik sebebiyle bozulmasıdır .Sıhhat şartlarından birisinin eksik oluşu akid anındaki bir bozukluğu , tarafların bir arada yaşamalarının dinen mümkün olmaması akidden sonraki bir bozukluğu ifade eder . Meselâ şahitsiz evlenme akid anındaki bir bozukluktur , eşlerden birinin dinden çıkmış olması da ( irtidad ) akidden sonra meydana gelen dinen beraber yaşamayı imkansız kılan bir haldır .Talak , yani boşama ise evlilik birliğine eşlerden birisi veya her ikisi tarafından son verilmesidir .Bu son verme bazan tek taraflı bir irade beyanı ile bazan iki tarafın anlaşmasıyla bazan da mahkeme kararıyla olur .Her bir şeklin kendine has  usulü ve sonuçları vardır .

 

            Evliliğin fesih veya talâkla sona ermesinin farklı hukuki sonuçları bulunmaktadır .Fesih evlilik birliğine derhal son verir .Talâka gelince , bâin talâk bu birliğe kocanın tek taraflı iradesiyle geri dönemeyeceği şekilde son verirse de ric’i talak iddetin bitimine kadar kocaya geri dönüş imkânı vermektedir .İddet bitince evlilik bağı tamamen çözülmüş olur .Fesih ile kocanın kullanacağı talak sayısı azalmış olmaz .Her bir talâk ise kocanın sahip olduğu üç talâk hakkını azaltır .Zifaftan önce meydana gelen fesihlerde kadına mehir vermek gerekmediği halde , aynı durumda talâk gerçekleşirse belirli şartlarla belirlenen mehirin yarısı veya  müt’a denilen gönül alıcı bir hediye vermek gerekir .

 

            Evlilik birliğinin sona ermesine vesile olan sebeplerden biride boşamadır .İslâm hukukunda talâk kelimesi hem tek taraflı irade beyanıyla yapılan boşamayı , hem tarafların anlaşarak evlilik birliğine son vermelerini hem de mahkeme kararıyla meydana gelen boşanmayı içerir .Esasen meydana geliş şekilleri farklı olmakla birlikte her üç boşanma türü de müşterek hükümlere sahiptir .Bununla birlikte talâk sözcüğüyle genellikle tek taraflı irade beyanıyla yapılan boşamalar kastedilir .Kadının mali bir ödeme yapması veya mali bir hakkından ferağat etmesi suretiyle tarafların anlaşarak evlilik birliğine son vermelerine hul veya muhâlea , mahkeme kararıyla meydana gelen boşanmaya da tefrik denir .

           

 

            İslâm dininde ailenin özel bir yeri olmasına ve Müslümanlar gerek Kur’an-i Kerimde ve gerekse Hz.Peygamberin hadislerinde evlenmeye , yuva kurmaya özendirilmelerine rağmen İslâm hukukunda kolay boşanma yolu seçilmiş ve eşlerin ve özellikle kocanın çoğu defa mahkemeye başvurmaksızın boşanmalarına imkân tanınmıştır .Hele kilise hukukunda olduğu gibi eşlerin boşanmalarının yasaklanması hiç düşünülmemiştir .İlk bakışta bu çelişki gibi görünürse de böyle değildir .İslâm eşlerin bir ömür boyu beraber yaşamalarını arzu etmiş , ancak bunu boşanmaları yasaklamak veya zorlaştırmak yoluyla gerçekleştirmeyi asla düşünmemiştir .

 

 

            Çünkü boşanmanın zorlaştırılması yolunda getirilen tedbirler insanları evlenmeye karşı isteksiz davranmaya itmekte , zorla bir arada tutuluyormuş düşüncesi eşler arasındaki sevgi ve bağlılığı kısa sürede tüketmektedir . Tam tersine İslâm insanların sürdüremeyeceklerini düşündükleri evlilikten kolayca kurtulma imkânını getirmiştir .Ancak bu kolaylığın gerekli veya zorunlu olmadığı halde uygulamaya yansımasını önlemek için  dolaylı bazı dini ve hukuki tedbirler alınmaktan da geri durmamıştır .

 

            Her şeyden önce sebepsiz boşanmalar dinen hoş görülmemiş fakat haklı bir sebebin varlığı durumunda helal ve caiz kabul edilmiştir .Hz.Peygamber hadis-i Şeriflerinde “ Allah katında en sevilmeyen helâl boşanmadır “ ( Ebû Dâvûd  , “ Talâk “ , 3 ; ibn Mâce , “ Talâk “ ,1 ) buyurmuştur . Öte yandan boşanıp tekrar evlenmeler suistimal edilmesin diye boşamaya azami bir  sınır getirilmiş , ayrı ayrı veya beraberce karısını üç defa boşayan kimsenin iki taraf isteseler bile kadın bir üçüncü şahısla hileli olmayan bir evlilik yapmadıkça ve bu evlilik ölüm veya boşama ile sona ermedikçe tekrar bir araya gelmelerine imkân tanınmamıştır .Öte yandan özellikle kocaların boşama hakları suistimal ettikleri durumlarda mehirin ödenmesi sonraya bırakılan kısmı ( mehir-i Müeccel ) yüksek tutularak boşanmalara belirli bir sınır getirilmiştir . Dini bir anlayış ve terbiye içinde şekillenen toplumunda sebepsiz boşanmaları hoş karşılamaması İslâm toplumlarında boşanmaların daima sınırlı olması sonucunu doğurmuş hukuken var olan boşama kolaylığı hiçbir zaman uygulamaya yansımamıştır .Bu gün İslâm toplumlarında karşılaştığımız boşanma oranlarının dünya ortalamasının hayli altında olması bunun bir başka kanıtıdır .

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Yazarın Diğer Yazıları