SON DAKİKA
“DOĞRULUK”
01 Temmuz 2010 - Perşembe 16:53
Ahmet SARRAOĞLU

İslâmi kaynaklarda doğruluk ve dürüstlük çok çeşitli kelimelerle ifade edilmekte olup bunların başında sıdk ve istikamet kavramları gelir .” İnsanın, söz ve davranışlarıyla niyet ve inancında doğru, dürüst ve iyilikten yana olması “ şeklinde tanımlanabilecek olan sıdk erdemi genellikle yalanın zıddı olarak kullanılır. İstikamet de , “ Allah’ın buyruğuna uygun şekilde doğru, dürüst ve temiz kalpli olma “ demektir. Doğruluk ve dürüstlük erdemine sahip olan kişiye Sıddîk denir. 

 

                İnsanlığın genel ahlâk anlayışında olduğu gibi İslâm ahlâkında da doğruluk ve dürüstlük, insan onurunun ve sağlıklı toplun yapısının vazgeçilmez şartlarından biri olarak telakki edilmiş ve insanın kendi kişiliğine karşı en önemli ödevleri arasında gösterilmiştir. Hz.Peygamber, kendisinden güzel bir nasihat isteyen kişiye , “ Allah’a inandım de, sonrada dosdoğru ol “ ( Müslim , “ İmân “ , 13 ) buyurmuştur. Kur’ân-i Kerim, bu şekilde iman edip doğru olanların üzerlerine meleklerin ineceğini ve onlara âhiretle ilgili müjdeler vereceğini ifade eder ( Fussilet  41/ 30 ) Kant ahlâkının temelini oluşturduğu kabul edilen  “ kategorik imperatif “ ( şartsız buyruk ) “ Sana buyrulduğu gibi dosdoğru ol! “ şeklinde daha önce Kur’ân’da yer almıştır ( El-Hûd 11 / 112; Eş-Şûrâ 42 / 15 )

 

 

                Doğruluk ve dürüstlüğün böylesine önemli olması, kişinin kendi şahsına karşı tutumundan başlamak üzere, ilişkili bulunduğu bütün kişilere ve çevrelere karşı her türlü tutum ve davranışlarını ilgilendiren, ticari faaliyetlerden kamu görevlerine kadar hayatın bütün alanlarında ve bütün mesleklerde aranan bir erdem olmasından ileri gelir. İslâm ahlâk literatüründe konuşmada, niyet ve iradede, karar vermede ve kararında durmada , ( riyanın zıddı olarak ) amelde, dini ve manevî hallerde dürüstlük gibi doğruluk ve dürüstlüğün çeşitli şekilleri üzerinde durulmuştur.

 

                Dürüstlükle uyuşmayan, dolayısıyla kişi onurunu aşındıran kötülüklerin başında yalan gelir. Kur’an ve hadislere göre yalan bir münafıklık alâmetidir ( En-Nisâ 4 / 145; El-Münâfikun  63 / 1; Buhâri “ İmân” , 24; Müslim , “ İmân” , 107 ) İslâm dini prensip olarak  insanın ruhsal gelişmesine, toplum düzenine ve barışına zarar veren her türlü kötülüğü yasaklamakla birlikte, gerek âyetlerde gerekse hadislerde yalan konusunda oldukça ağır ifadelerin kullanıldığı görülmektedir. Bunun sebebi, ahlâk kültüründeki veciz ifadesiyle yalanın” bütün kötülüklerin anası “ ( Ümmü’l –hâbis ) olmasıdır. Bu nedenle Hz.Peygamber , “ Size doğru olmanızı emrederim. Çünkü doğruluk iyi olmaya, iyilik de cennete götürür. İnsan doğrulukta sebat ederek nihayet Allah katında sıddik diye yazılır. Sizi yalan söylemekten de menederim. Çünkü yalan kötülük işlemeye, kötülük de cehenneme götürür. İnsan yalan söyleye söyleye sonunda Allah katında “ Kezzâb” diye yazılır .( Buhâri , “ Edeb” , 69; Müslim , “ Birr” , 102–105 ) buyurmuştur. İşte İslâm ahlâkında doğruluğun bütün iyiliklerin temeli, yalanın ise bütün kötülüklerin anası olması telakkisi Kur’an ve hadislerde ortaya konan bu anlayıştan kaynaklanmaktadır.

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
JmL7stZ0
24.04.2016 18:57
So much info in so few words. Tolsoty could learn a lot.
Yazarın Diğer Yazıları