SON DAKİKA
“Câhiliye Dönemi Ahlâkı”
17 Haziran 2009 - Çarşamba 14:47
Ahmet SARRAOĞLU

İslâm öncesi Araplarının  ahlâk zihniyeti hakkındaki en önemli kaynaklar cahiliye şiiri , atasözleri ( emsal ) ve hitâbet örnekleriyle kur’an , hadisler ve ilk döneme ait diğer İslâmi belgeler ; Roma ,Bizans , iran gibi yabancı kaynaklardır . Özellikle cahiliye şiiri , atasözleri ve hitabet örneklerinden edinilen bilgilere göre cahiliye edebiyatında ahlâk ve bu kelimenin tekili olan hulk nadiren kullanılmıştır . Kabileci Arap toplum yapısında hayatta kalma mücadelesi , aşiret insanının her halde en temel meşguliyetiydi ; bu da büyük ölçüde kabilenin insan ve mal gücü yanında mânevi gücüne ve saygınlığına bağlı bulunduğu için özellikle şeref , cesaret ve cömertlik câhiliye ahlâkında bütün erdemlerin en üstünde  yer alıyordu ; bu erdemler de genellikle mürüvvet ( mürüe ) kavramıyla ifade ediliyordu . Bununla bağlantılı başka bir kavram da asabiyettir .

 

            Mürüvvet , geniş anlamıyla yiğitlik ve mertliğin en ileri düzeyi olarak algılanıyordu . Kısaca “övülmeye değer her şey “ demek olan bu kavramın Roma’daki “ summum  bonum  ( hayırların hayırı ) tabirinin dengi olduğu düşünülebilir .Cahiliye Araplarının anlayışında mürüvvet ,başta hilim olmak üzere sabır , bağışlama , misafirperverlik , yoksullara yardım , iyi komşuluk zayıfları koruma gibi erdemleri kapsamaktaydı . Ancak diğer birçok kavramda olduğu gibi mürüvvette de hayret verici bir anlam sapması olmuş; bu kavram , “ kandan başka hiçbir şeyin gideremeyeceği  azap verici bir susuzluk “ ve delilik diye anlatılabilecek bir şeref hastalığı “ halini almıştı .

           

            Cahiliye dönemi ahlâk zihniyetini içeren literatürde , mürüvvet gibi onunla çok az ilgisi bulunan hayır ,  mâruf , hak , şecaat , kerem , seha ( cömertlik ) , cud , vefa vb. ahlâki muhteva taşıyan kavramlar ve bunların zıtlarının kullanımı da oldukça yaygındı. Ancak bütün bu kavramlar ve terimler , yüksek ve evrensel bir ahlâk anlayışını ifade etmekten geniş ölçüde uzak olup dünyevi ve kabileci bir karakter taşımaktaydı .

 

            Asabiyet , kısaca kabile üyeleri arasında kayıtsız şartsız dayanışma yasasını ifade etmekte ve arap’ın hayatına  yön veren ; ahlâki zihniyet ve değerlerine hâkim olan cahiliye ruhunu yansıtmaktaydı .

 

            Kişi ve kabile şerefi , dönemin ahlâk  zihniyetini belirleyen etkenlerden biriydi . Bir kısmına yukarıda işaret edilen erdemlerin temel amacı da kişi ve kabile şerefini arttırmak , insanların hayranlık ve saygısını kazanmaktı . Bu dönemde iyilik için iyilik değil , onur kazanmak için iyilik anlayışı hakimdi . Bu yüzden çoğunlukla fahr ve tefahur kelimeleriyle ifade edilen kibir gurur , soyluluk ve üstünlük yarısı , Kur’an-i Kerimde de eleştirici bir surede ( Tekâsür suresi ) bildirildiği üzere onlara zaman zaman kabirlere gidip mezar taşlarıyla övünmek gibi saçmalıklar bile yaptırırdı .  Edebiyatın başlıca temalarından birinin “ medih “ ve “ zem “( kötülemek ) olması da o dönem ahlâklarının egoist karakterini yansıtması bakımından dikkat çekicidir . İşte asabiyet , cahiliye ahlâkının , en geniş sınırı kabileyi aşmayan bu egoist karakterini ifade eder .

           

            Dine fazla bir ilgi duymayan , hatta dönemin hayat  anlayışı , inanç ve düşüncesi hakkında en temel kaynak olan şiirde dine ve dini konulara meselâ kadın , aşk ve şarap gibi hafif mevzularla medih , zem ( kötüleme ) ve tefahür gibi egoist ve duygusal konulardan daha az yer veren cahiliye Arapların da yine de bir Allah inancı vardı . Bununla birlikte koyu putperestlik , onların Allaha göstermeleri beklenen saygı ve ilgilerini öldürmüş olup bu durum , dinin insanlarda bıraktığı deruni ve ahlâki tesirden cahiliye Araplarını mahrum etmişti.

 

            Hürriyet bilinci veya duygusu da cahiliye Araplarının başlıca özelliklerindendir .Bazı araştırmacılar , cahiliye döneminde kabileyi aşan siyasi birlikler kurulamayışını , onlardaki bu hürriyet ruhuna bağlamışlardır .  Ancak onlardaki bu , bencil ve ilkel bir hürriyet idi .İlkel  hürriyetin en temel  niteliği ise otorite tanımamaktır .Nitekim cahiliye Arapları böyle bir otorite düzenini  her zaman reddetmişlerdir .

 

            Sonuç olarak cahiliye döneminin bütün ahlâki erdemlerinin arkasında kişinin veya kabilenin gururu ( fahr ) , şeref ( mecd ) ve öfke ( gazap hamiyyet ) duygularını tatmin etme ; asalet , cömertlik ve yiğitlikle şöhret kazanma , saygı görme , başka kabileler karşısında hem korku hem de hayranlık duygusu uyandırma arzusu yatmaktaydı .Esasen bu dönemin , fert ve kabile gururu kibir ve serkeşlik nitelikleri dolayısıyla câhiliye diye anıldığı  , başka birçok delil yanında , Amr b. Külsüm’ün muallakasından da açıkça anlaşılmaktadır .

 

“ Sakın biri bize bir cahillik yapmaya kalkışmasın sonra biz cahillikte bütün cahillerden baskın çıkarız “.

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Fvn1Fsw5
24.04.2016 18:27
That's a skillful answer to a difcfiult question
samet
09.12.2014 21:07
Çok güzel olmuş
Yazarın Diğer Yazıları