SON DAKİKA
“Boşanma”
28 Mart 2009 - Cumartesi 13:21
Ahmet SARRAOĞLU

Eşlerin evlilik birliğini karşılıklı anlaşarak sona erdirmeleri de câizdir . Böyle bir boşanma teklifi genellikle kadından gelir .Çünkü İslâm hukukunun klasik sisteminde , dini kayıt ve sınırlamalar hariç tutulur da sadece hukuki sonuç ölçü alınırsa , kocaya tek taraflı bir irade beyanıyla karısını boşama yönünde neredeyse mutlak nitelikte bir hak ve yetkisi tanımıştır . Boşanmayı kadın arzu ederse bu emeline mahkemeden bir boşanma kararı elde ederek veya kocasıyla anlaşarakve onu razı ederek ulaşabilir .Bunun için kadın genellikle birikmiş nafaka , mehir , iddet nafakası alacağı gibi bazı alacaklarından vazgeçer . Ancak eşler bunlardan farklı bir bedel veya menfaat üzerinde de anlaşabilirler . Eşinden boşanan annenin  çocuklarına bir müddet ücretsiz süt vermesi , bakıp büyütmesi buna örnek gösterilebilir .Bu tamamen karı kocanın karşılıklı anlaşmalarına bağlıdır .Evlilik birliğini bu şekilde sona erdirmeye muhâlea veya hul denilir .Şu kadar var ki muhâleaya yol açan geçimsizlik kadından kaynaklanıyorsa kocanın vermiş olduğu mehirden fazlasını , eğer erkekten kaynaklanıyorsa vermiş olduğu mehiri alması dinen hoş karşılanmamıştır .Hatta Mâlikiler bu son durumda kocanın karısından herhangi bir mal almasını câiz görmezler , almışsa iade etmesi gerekir derler .

 

Ancak muhâleanın geçerli olabilmesi için kadının sadece âkıl ve baliğ olması yetmez ; ayrıca reşit olması da gerekmektedir . Çünkü muhâlea kadın bakımından lehte de aleyhte de olması söz konusu olan bir hukuki işlemdir ; dolayısıyla muhâlea talebinde bulunan kişinin mali işlemler bakımından da tam ehliyetli olması gerekir .

 

Muhâlea bâin talâk sayılır ve bununla bir bâin talâk hakkı kullanılmış kabul edilir .

 

MAHKEME KARARI İLE BOŞANMA

 

Evlilik birliğinin sona ermesinin bir diğer şekli eşlerin mahkemeye başvurarak hâkim kararıyla boşanmalarıdır . Bu şekilde kazâi boşanmaya çağdaş İslam hukuku literatüründe tefrik denilir .Bu tür boşanmanın öncekilerden en önemli farkı bunun ancak bir hâkim kararıyla gerçekleşmesi ve hâkiminde ancak belirli sebeplerin varlığı durumunda boşanmaya karar verebilmesidir .Halbuki önceki iki boşanma şeklinde de bir hâkim hükmüne gerek olmadığı gibi , boşanmanın gerçekleşebilmesi için belirli sebeplerin varlığı da şart değildir .

 

İslâm toplumunda adliye teşkilâtının gerek kuruluş gerekse hukuki ihtilaflardaki rolü itibariyle ileri dönemlerdekine denk bir yaygınlık kazanmadığı ilk dönemlerde hakemler taraflar arası hukuki çekişmelerin halledilmesinde aktif bir rol üstlenmişlerdi . Ancak hakemin boşamaya karar vermesi , kocanın ona bu içerikte bir vekalet vermesine bağlı olduğu gibi hakemin nelere yetkisi olduğu da fıkıh ekollerine göre farklılık taşır .Bununla birlikte hakem kararı ile evliliğin sona ermesi de , tarihsel işlevi itibariyle hâkim kararı ile boşanma gurubunda mutalaa edilebilir .

 

BOŞANMA ÇEŞİTLERİNDEN KAZAİ BOŞANMA SEBEPLERİ

 

Fıkıh mezheplerinin kabul ettiği boşanma sebepleri birbirinden farklıdır . Bu konuda en dar kabul edilen mezhep Hanefi mezhebidir .En geniş yorum ise Maliki ve Hanbeli mezheplerine aittir .

 

Bütün Sünni mezhepleri  göz önüne alındığında İslâm hukukunda kabul edilen boşanma sebepleri şu başlıklar altında ele alınabilir :

 

Hastalık ve Kusur : Evlilik birliğinin devam ettirilmesini zorlaştırıcı nitelikteki hastalık ve kusurlar kazaî boşanma sebebi sayılmaktadır . Ancak hangi tür hastalıkların bu nitelikte sayılacağı İslâm hukukçuları arasında tartışmalıdır .Burada ikili bir ayırım yapılır :

 

 1 ) Erkekte bulunan hastalık ve kusurlar : Bundan maksat kocada iktidarsızlık vb. gibi cinsi münasebete engel bir hastalık ve kusurun bulunmasıdır .Bu tür hastalık ve kusurların bir boşanma sebebi olduğunda hukukçular görüş birliği içindedirler .Aslında Hanefi hukukçularından Ebu Hanife ve Ebu Yusuf sadece bu guruba giren hastalık ve kusur sebebiyle kadının kocasından boşanmasını kabul eder . Burada boşanmanın kabul edilmesi bu tür hastalık ve kusurlar yüzünden eşin zarar görmesi sebebiyledir .Boşanma ile bu zarar bertaraf edilmiş olmaktadır .Bu guruba giren bir hastalığın kadında bulunması halinde kocanın boşanma hakkı olduğundan ayrıca tefrik imkânından söz etmeye gerek yoktur .

 

2 ) Delilik , Cüzam vb. hastalıklar .Eşlerden iki taraf için de söz konusudur . Bu tür beraber yaşamayı imkânsız veya meşakatli hale getiren hastalıklar Hanefi hukukçulardan İmam Muhammet ile diğer mezhep hukukçuları tarafından bir boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir .İmam Muhammed’e göre bu tür bir hastalık sebebiyle ancak kadın boşanma talebinde bulunabilir ; kocanın esasen talâk hakkı bulunduğundan mahkemeye başvurup boşanma talep etmesine gerek yoktur . Diğer mezhep hukukçuları ise her iki tarafın da bu sebeplere dayanarak boşanma talep edebileceği görüşündedirler .

 

Bu tür bir hastalık ve kusur sebebiyle boşanma talebinde bulunabilmesi  için eşin evlilik anında bu hastalık veya kusurdan haberdar olmaması , öğrendikten sonra da razı olmamış bulunması gerekir .Aksi halde eşin boşanmayı talep hakkı düşer .

 

Genellikle bu hastalıklar sebebiyle boşanma için başvurulduğunda hastalık iyi olabilecek gibi  ise hâkim boşanmayı bir yıl tecil eder , iyi olma ümidi yoksa derhal boşanmaya hükmeder . Bu tefrik de bir bâin talâk kabul edilir .

 

Kâdi Şüreyh , İbn Şihâb Ez Zühri ve Ebû Sevr gibi  bazı hukukçular boşanma sebebi sayılan hastalık ve kusurları bunlarla sınırlı tutmazlar . Karşı tarafta nefret uyandıran veya beraber yaşamayı zarar verici kılan her türlü hastalık ve kusur diğer taraf için bir boşanma sebebidir derler .   

 

BOŞANMA SEBEPLERİNDEN KOCANIN NAFAKAYI TEMİN ETMEMESİ

 

Kocanın eşinin nafakasını temin etmemesi belirli şartlarla bir boşanma sebebidir .Kocanın nafakayı temin etmemesi iki şekilde olur : Ya koca gücü yettiği halde karısının masraflarını karşılamaz veya gücü yetmediği için karşılayamaz . Bunun boşanma hukuku bakımından doğurduğu sonuç farklıdır .

 

Her şeyden önce belirtilmelidir ki Hanefi mezhebine göre kocanın eşinin masraflarını karşılamaması veya karşılayamaması bir boşanma sebebi değildir .Bu mezhepte koca nafaka yükümlülüğünü yerine getirmiyorsa kadın mahkemeye başvurarak kendisi için nafaka takdir etirir .Yukarıda geçtiği üzere bu nafakayı tahsil için hukukun kendisine tanıdığı imkanlardan yararlanır .Ancak diğer üç mezhep aralarında farklılıklar olmakla birlikte koca karısının nafakasını temin etmez ve bu nafakayı karşılamak üzere görünen , bilinen bir malı da olmazsa kadının hâkime müracaatla boşanma talebinde bulunmasını kabul ederler .Karısının nafakasını karşılamadan onu evlilik birliği içinde tutmayı Kur’ân-i Kerim’de açıkça yasaklanan  “ zarar vererek kadınları tutmak “ ( El-Bakara 2 / 231) şeklinde yorumlarlar .Şu kadar var ki İmam Malik kocasının fakirliğine razı olan kadının sonradan tefrik talebinde bulunamayacağını söyler .Benzer bir görüş ibn. Kayyım el- Cevziyye  tarafından da ileri sürülmektedir .Ona göre kadın fakirliğini bilerek evlendiği veya sonradan fakir düşen kocasına karşı nafaka yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle boşanma talebinde bulunamaz . Ancak koca fakirliğini gizlemiş ve kendini varlıklı göstermiş ise bu durumda kadın boşanma talebinde bulunabilir .

 

Bu tür ayrılık İmam Şafii ve Ahmed b. Hanbel’e göre bir fesih , İmama Mâlik’e göre bir ric’i talâktır .Ancak bu son görüşte kocanın eşine geri dönüş hakkını kullanabilmesi için karısına karşı nafaka yükümlülüğünü yerine getirecek durumda olması gerekir .

TERK VE GAİPLİK

 

Burada birbirinden farklı iki durum söz konusu olmaktadır ; terk ve gaiplik .

İslâm hukuku literatüründe terk gaip olma , gaiplik de mefkud olma terimleriyle anlatılmıştır .

 

Bugünkü hukukta gaiplik olarak ifade edilen mefkud olma hali nerede olduğu , ölü mü diri mi bulunduğu bilinmeyen kimsenin durumudur .Bu kimsenin ölümüne hükmedebilmesi için Ebu Hanife ve Şâfii’ye göre doksan yaşına kadar veya yaşıtları hayatta olduğu sürece beklenir ;bilâhare ölümüne hükmedilir . Bu iki mezhebe göre gaiplik bir boşanma sebebi değildir ; kadın kocasının ölümüne hükmedilinceye kadar kocasını beklemek zorundadır . İmam-ı Mâlik ve Ahmed b.Hanbel   ise gaibin ölümüne hükmedilme dışında , bunu bir boşanma sebebi olarak da kabul etmişlerdir .İmâm-ı Mâlike göre kocadan son haber alınma tarihinden itibaren dört sene geçtiğinde kadın sırf bu sebeple kocasından boşanmayı talep edebilir .Ahmed .b. Hanbel “ Kadın kocasının ölümü için kuvvetli bir karine varsa dört yıl geçtikten sonra boşanma talebinde bulunabilir “ der . Böyle kuvvetli bir karinenin bulunmadığı durumlarda ise kadın ölümüne hükmedilinceye kadar kocasını beklemek zorundadır . 

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Yazarın Diğer Yazıları